Tolstoy’un İtirafları

Bugün, Rus yazar Tolstoy’un İtiraflarım eserini okurken aldığım bazı notları sizlerle paylaşmak istiyorum.

Lev Nikolayeviç Tolstoy, ömrünün son zamanlarında şiddetli bir moral çöküntüsüne uğradı. Geniş halk yığınlarının, özellikle Rus köylüsünün yoksul, perişan durumu onu çok üzüyordu. Bütün servetini köylülere dağıttı, her haliyle onlar gibi yaşamaya başladı. Kaba saba giyiniyor, giydiği her elbiseyi kendisi dikiyordu. Değişmeyen tek tarafı, bıkıp usanmadan yazmasıydı. İşte bu dönemlerde yazdığı İtiraflarım adlı eserinden aldığım bazı notlar:

İnsanların büyük bir kısmı inanç esasları ile hiçbir ortak noktası olmayan hatta çoğunlukla ona ters düşen ilkelere bağlı olarak yaşıyorlar.

Bir insanın dindar olup olmadığını eski zamanlarda olduğu gibi şimdi de o insanın hayatından ve davranışlarından anlayabilmek oldukça güçtür.

Yaşantım sanki durmuştur sadece nefes alıyor yiyor içiyor ve uyuyordum. Ancak bunları yapıyorum diye yaşadığımdan bahsetmem mümkün değildi. Çünkü ruhumu rahatlatacak ve aklımı tatmin edecek bir arzum yoktu.

Beni en çok etkileyen satırlar, kitapta gördüğü bir rüyayı da anlatan yazarın ruh hali ve iç dünyasına etkisini göstermesi açısından aşağıdaki satırlar olmuştu.

Ne zaman da bilmiyorum neresi olduğunu bilmediğim bir sahilde beni bir kayığa oturttular ve sonra kayığı karşı kıyıya yönelttiler kürekleri elime verip beni yalnız bıraktılar küreklerle elimden geldiği kadar uğraştım ve ilerledim ancak ben açıldıkça beni o bilmediğim yere götüren akıntıda şiddetleniyordu ulaşmam gereken hedeften farkında olmadan uzaklaşıyor etrafımda benim gibi akıntıya kapılan birçok kürekçinin olduğunu gördüm bazıları durmadan kürek çekmeye devam ederken bazıları küreklerini çoktan fırlatıp atmıştı koca kayıklar dev gibi gemiler insanlarla doluydu bir kısmı akıntıya karşı çabalamaya devam ederken bir kısmı kendini akıntıya bırakmıştı ben de bir yandan ilerleyip bir yandan da akıntının başarılarında kalan yolcuların ardından bakarken bana gösterilen yönü unuttum tam da akıntının ortasında aşağı doğru giden kayık ve gemilerin kalabalığında yönümü iyice kaybettim er yanımdan tayfaların neşeli zafer çığlıkları attığı yelkenliler gemiler ve kürekli kayıklar geçiyor akıntının aşağıların a doğru giderlerken bana başka bir yön yok diye sesleniyorlardı. Ben de onlara inanıyordum ve onlarla birlikte ilerliyordum böylece çok uzaklara yol aldım öyle uzaklara gittim ki ortasında yolumu şaşırdım hızlı akıntıların gürültüsünden başka ses duyamaz oldum ve kayıkların orada nasıl parçalandığını gördüm ve bütün bu gördüğüm yaşadığım şeylerin dehşetinden olsa gerek kendime geldim uzun süre bana ne olduğunu anlayamadım önümde yalnızca koşar adım yaklaştığım ve korktuğum yok oluşu görüyor hiçbir yerde Kurtuluş göremiyordum ne yapmam gerektiğini bilmiyordum o zaman geriye doğru baktım ve sayısız kayıp gördüm inatla Büyük bir savaş vererek akıntıyı geçiyorlardı o anda kıyı kürekleri ve yönümü hatırladım geriye döndüm ve akıntıya ters yönde kıyıya doğru kürek çekmeye başladım kıyı Allah tın yön gelenek kürekleri s bana verilen özgürlüktü ve bunlar bana kıyıya ulaşmaya çabalama ulaşmaya çabalayım allah’la birleşelim diye verilmişti.

You may also like...

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.