Hissedilen Ekonomik Kriz

Bugün yaşadığım bir olay üzerine, ekonomik krizi iliklerime kadar hissettim. Bir cümleye sığmadığı için yazı olarak istifadenize sunuyorum.

Bu defa, ekonomik krizin varlığını, öyle şunun fiyatı şu kadar olmuş, şu şu kadar zamlanmış gibi somut örneklerle değil tamamen psikoloji ve yaşam tarzı üzerinden yani hissedildiği şekliyle anlatmak istiyorum.

Genelde cebimde pek nakit para bulundurmam. Uzun yıllardır alışverişlerimi internet üzerinden yapan birisi olarak faturalarımı da haliyle otomatik ödeme talimatı ile gerçekleştiriyorum.

Hatta bu nedenle başıma gelen trajikomik bir olayı bir nevi flashback yaparak araya sıkıştırmakta fayda var. Yine böyle cebimde 20-30 liradan fazla nakit olmayan bir zamanda Hikmet Nineme (annemin annesi, Çalık Dede’nin karısı) gitmiştim. Tabi o zamanlar; şimdiki gibi yardım olmadan tuvalete bile çıkamayan, iki adımı arasında bir dakika olan Hikmet yoktu. Yemeğini, bulaşığını bile kendi yapan, parasının hesabını bilen, her şeye aklı yeten hakim gibi bir kadın vardı. Aldırdığı bir şeyin parasını verecekti sanırım o yüzden elinde kocaman, büyük cüsseli! bir para, sallayarak geldi. “Şunu boz.” dedi. Paraya bir baktım, son on yılda cebimde o kadar büyüğünü hiç taşımadığım banknot. “Onu bozacak kadar param yok nine.” dedim. “Sen ne biçim erkeksin?” diye çıkıştı bana. “Erkek adam parasız gezmez.” Tabi anam, hemen içgüdüsel olarak savunmaya geçti. “Bu para taşımaz anne, kredi kartı kullanır. Parası olmadığından değil. Çok şükür çalışıyor, var parası pulu.” deyiverdi. Bunun üstüne ben sustum ve bir şey demedim.

Yine böyle bir erkeğe yakışmayacak şekilde! cebimde 20 lirayla büro için bazı şeyler almaya çarşıya çıktım bugün. Kartla, her şeyi aldım ve dönüşte bir türlü soğuğu kesemediğimiz pencere için kauçuk almaya girdim tahtakaleye. Ödemeyi yapmak için 20 lirayı çıkardım ve uzattım kasiyere. Kasiyer parayı aldı ve ürün 2.5 lira olduğu için paranın üstünü ayarlamaya çalışırken; “Abi dedi hiç 5’liğim kalmamış. Bozuk yok mu?” Ben de bozuk olmadığı için o zaman kartla geç dedim ve kartı uzattım. O da bana parayı geri verdi. İşim bitti ve ilerde pet tabak almak için ambalajcıya girdim. Görevliyle yaptığım sigara sohbetini uzatmamak için es geçiyorum. Tabağın fiyatı 17.5 muş. Parayı ödemek için masada oturan godamana yanaşınca cebimde 10 lira olduğunu gördüm. İşte o zaman kasiyerin bana geri 20 değil 10 lira verdiğini fark ettim.

İşte benim için ekonomik krizin başladığı an oluyor, o an. Çünkü 43 yıllık Süleyman, bir şeyi almaya girdiyse ve hamle yaptıysa fiyatı ne olursa olsun kendini almak zorunda hisseden, bir şeyi yapmaya, söylemeye karar verdiyse artık onun için bu eylemin geri dönüşü olmayan bir yoldur. Öncesinde çok inceleyip araştırır, ancak eylem başladığı anda geri dönüş olmaz. Mutlu bir hayat için; “Aman ne olcek ki?”, “Neyneyen, bir daha yüzü ne mi bakcen?”, “Biz parayı sokak da mı bulduk?” gibi yaklaşımların daha doğru olduğu gerçeği ortada olsa da Süleyman böyle işte.

Krizi iliklerimde hissettiğim an, o andı işte. Çünkü bir gelgit yaşadım. Aklımın dediği gibi geri dönüp parayı isteyecek miydim yoksa; “10 liranın peşine düşülür mü hiç, o anda dikkatli olsaydın ve düzeltseydin, sonradan çocuk gibi gidip para mı istenir?” diyen iç sesime mi kulak verecektim. Krizin hissedilen bu etkisiyle geri dönmeye karar verdim. Çünkü 10 lira ile 3 kere dolmuşa binerdim. (Pazartesiden sonra 2 kere binebileceğim artık.) Yağmur’un iki günlük harçlığı çıkardı belki ama kantinde her şey ikiye katlamış, bir gün yetecek sanırım.

Eğer içinde bulunduğumuz ekonomik durum, benim gibi birisini bu duygu ve düşüncelere sevk ediyorsa, o durumun adı krizdir. Nasıl ki Covid-19, hayatımızda yapısal değişiklikler yarattıysa bu ekonomik kriz de uzun vadede toplumuzda ve bireysel olarak alışkanlıklarımızda böyle değişiklikler yaratacaktır. Bir sosyolog olarak bu durum tespitini de yaptıktan sonra bitirebiliriz sanırım.

Son olarak merak edenler için 20 liramı gidip geri aldığımı da ifade etmiş olayım. Herkese; sağlıklı, mutlu, huzurlu ve ekonomik kaygılar yaşamayacağı bir sene dilerim.

You may also like...

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.