Volkan Konağın Ardından İman ve Amel İlişkisi

Son günlerde ölen bazı insanlar hakkında olumsuz ve çok incitici ifadeler okuyorum. Genelde bu durum; “dindar/seküler” gruplar arasında cereyan ediyor. Dindar kesimden birisi öldüğü zaman da benzer yaklaşım sergileyenler için eleştirim baki. Bahsedeceğim örneğin bağlamı din olduğu için bu tarafa bir uyarıda bulunmak istiyorum. Eğer kendisini gerçekten samimi bir Müslüman olarak tanımlayanlar varsa onları sağduyuya çağırıp, rehberimizi merkeze alarak okumalarını tavsiye ediyorum.
Meseleyi şu an; iman ve amel arasındaki farkı/ilişkiyi epistemolojik olarak; Farabi’den, İbn-i Rüşd’den, İbn-i Sina’dan, Ebu Hanife’den örneklerle anlatmayacağım. Somut, herkesin kolayca anlayabileceği dünyevi eylemler ve Kuran ayetlerinden örneklerle ifade etmeye çalışayım.
Kuran’ın 30’dan fazla yerinde; Cennet’e girecek olanların; “iman edip iyi işler (amel) yapanlar” olacağı ifade ediliyor. Bu iki temel şarttan ilki olan imanı ele alacak olursak eğer Allah-u Teala, Kuran-ı Kerim’de; “biżâti ssudûr” (Fatır, 38) diyerek kalplerde olanı ancak kendisinin bileceğini ifade ediyor. Bununla yetinmeyip; “Sen onları bilmezsin, biz biliriz onları.” (Tevbe, 101) denilerek, münafıkları, Hz. Peygamberin bile bilemeyeceği açıkça zikrediliyor. Yine, Hucurat-14’teki; “Siz iman etmediniz, ama boyun eğdik deyiniz.” ayeti, imanın ne peygamber tarafından ne de kişinin kendisi tarafından bilinemeyeceğini ortaya çıkarıyor.
Meseleleri, kişiselleştirmeden (Ad Hominem) tartışmak en büyük düsturumdur ama örnekleri kişiselleştirmekte bir sorun görmüyorum. Evet bahsettiğim kişi Volkan Konak. Eğer bir kişinin imanını bilemiyorsak o zaman gelin hep birlikte ameline bakalım mı?
Mesela bir kişi milyon dolarlık reklam tekliflerini; “Benim halkıma karşı sorumluluğum var.” diyerek reddediyorsa, zor olanı yaparak, Kuran’ın muttakiler diye bir üste konumlandırdığı kişilerin yapması gereken ameli yapmış olmuyor mu?
Mesela; “Biriktirdiğin senin değil, paylaştığın senindir.” diyerek, Tekasür Suresi’ndeki çoğaltma ve Tevbe, 34’deki biriktirip harcamayanlara dikkat çekilen ayeti tefsir etmiyor mu?
Mesela; “Dünyaya el gibi çıplak geldim, el gibi çıplak gideceğim.” derken Kuran’ın bir çok ayetinde ifade edilen; “…ona döndürüleceksiniz.” uyarısını yapmış olmuyor mu?
Mesela; “Babasız çocuklara, baba olamam ama amca olurum.” deyip 63 öğrenciye burs veren, hedefinin 100 olduğunu söyleyen birisi, yine birçok ayette emrolunan bir salih ameli yapmış olmuyor mu?
Sonuç olarak iman edenlerin kim olduğunu bizim değil peygamberin bile bilemeyeceği açıkça ifade edilirken. Bir kimse hakkında şuraya gitti buraya gitti, şöyle gitti, böyle gitti gibi kendisini Allah yerine koyar gibi konuşmak en hafif bir ifadeyle doğru değildir. Volkan Konağı, Cehennem’e sokamayacağımız gibi derdim onu Cennet’e de sokmak değil. Bize düşen, onun için rahmet dilemek ya da en azından sessiz kalmaktır. Çünkü dert etmemiz gereken şey; başkalarının nereye gittiği değil, kendimizin nereye gideceği konusudur.