Varidat – Şeyh Bedreddin

Daha çok isyanı ile bilinen, Vahdet-i Vücud ekolünün temsilcilerinden, Osmanlı mutasavvıfı, filozofu ve kazaskeri Şeyh Bedreddin’in Varidat’ında, bilindik düşüncelerin yanı sıra ufuk açıcı açıklamalar da bulunuyor.

Kitaplarda gelen ve ağızlarda dolaşan cennet, huri, köşkler, ağaçlar, meyveler, ırmaklar, işkence, ateş ve benzerlerinin anlamları açık anlamlarından ibaret değildir. Bunların ancak seçkin evliyalar tarafından bilinen başka anlamları da vardır.

İnsanlar birbirlerine tapıyorlar ya da paralara altınlara yiyeceklere sana nokta bilmedikleri için de yüce tanrıya taktıklarını sanıyorlar.

Seni yüce tanrıya yönelten yeteneklerin meleklerdir vücudunun isteklerine zevklerine yönelten yeteneklerinde şeytanlar. Sen melekler ve şeytanlarla dolusun hangisi daha güçlü ise onun hükmü yürür. Cinde şeytan ile Melek arasında bir varlıktır.

Evren cinsi ile türü ile varlığı ile salt olarak ilk sizdir. Sonradan var olmuşluğu zamanla değil özle ilgilidir.

Peygamberlerle çocuklu kimseler birbirlerine benzerler. Çocukları, iyi yetişmeye özendirmek için Aslı olmayan şeylerle korkutup yada tamahlandırıp aldatırlar. Ama çocuklara söylenen bu katıksız yalanlar, peygamberlerin ağzına yakışmaz nokta onların, korkutmak ve özendirmek için söyledikleri sözlerin ancak ermiş bilgeler tarafından anlaşılabilecek başka ve gerçek anlamları vardır.

Eğer düş ruhlarla soyut varlıkların bağlantısı olsaydı insanın düşte gördüğü şeyler arasında hiç görmediği ve hiç işitmediği ya da hiç tasarlamadığı güzelliklerin kendileri ya da benzerleri bulunurdu. Oysa böyle bir şey olmaz çünkü görünenler hayal edilenlerdir.

İnsanlar Müslümanlıktan önce somut bir puta taparlardı çağımızda hayali bir puta tapıyorlar. Belki bir gün hak kendini gösterir de hak olarak ona taparlar.

Salihler sınıfının odun çeşitleri gibi çeşitleri vardır. Odun çeşitlerinin biri kuru odun dur ufak bir ateş dokununca yanar ve tükeninceye kadar sönmez, tükenince dekor olur. Bir çeşit odun da çok yaş odundur, yaşlığının bir kısmı gidinceye kadar yellemedikçe yanmaz. Üç çeşit odun ise ortadır bunlar türlü türlüdür bir kısmı ufak bir emekliler tutuşur ıslaklığı azalınca ya ya da tükeninceye kadar her ihmal ediliş de söner. Tanrıyı arayanları da bu örneklerle karşılaştır. Alışkanlıklarını yak ki olağanüstü şeylere eresin.

Yüce hakkın özvarlığı tümden uzaktır tüm onun içindedir o da tümün içinde.

Gizli görünen, tutan bırakan gibi bütün karşıt nitelikleri dolayısıyla tanrının iki eli dermiş. Bu konuya peygamber aleyhisselamın; “Tanrı Adem’i iki eliyle yarattı.” sözüyle değinilmiştir. Bunun gibi evrenin sureti ile hakkın sureti iki ellidir.

Gönülde iki düşünce bir arada bulunamaz çünkü gönüle gelen her düşünce bütünü ile Gönül olur bu durumda kaldıkça gönüle başka bir şey sığmaz

Şeyh Bedreddin’in de aynı Mevlana gibi sıradan insanları hakir gördüğü anlaşılıyor şu cümlesi bu görüşü doğruluyor: Peygamberler ve bütün evliyalar bunları bilmez değiller. Güneşi bildikleri gibi bilirler ve onunla gerçekleşirler ama akılları kıt olan aşağılık kişilere açıklamazlar.

Cennet, melekut aleminden başka bir şey değildir. Adem Aleyhisselam oradan çıktı. Bu çıkışın anlamı, kendi suretini alıncaya kadar alçalıp yoğunlaşmasıdır.

Evren onun sureti olunca ben oyum diyen herkes doğru söylemiş olur. Buna göre ağaç insan ya da zerre ben tanrıyım derse doğru söylemiş olur.

Avamın ibadeti bir töredir. Salihlerin ki korku ve umut. Orta yolda olanların ibadeti makamlara ve kerametleri erişmek dileğiyle amaca erişmiş olanların ibadeti ise şeriatın sınırlarını koruma isteğidir.

“İnsan konuşan bir nefis ile bir vücuttan ibarettir.”

You may also like...

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.