Ad hominem ya da insan karalama safsatası

Daha önce İngiliz programcı, deneme yazarı ve risk sermayesi yatırımcısı Paul Graham’ın Anlaşmazlık Hiyerarşisi’ndan bahsetmiştik. Bugün ise benzer bir konu olan ve kökleri daha eskiye giden ad hominem, argumentum ad hominem ya da insan karalama safsatası üzerinde konuşacağız.

Ad hominem, argumentum ad hominem ya da insan karalama safsatası; kalıplaşmış bir Latince deyimdir. Bir reaksiyonun, belirli bir kişinin herhangi bir konudaki duruşu yerine şahsına yöneltilmesidir. Örneğin bir argümana cevap verirken, argümanı eleştirmekten ziyade, argümanı ortaya atan kişinin konuyla ilgisiz bir özelliğini gündeme getirerek fikirlerini çürütmeye çalışmaktır. Önerme yerine, önerme yapan kişi tartışma konusu edilerek iddialara karşı çıkmak yoluyla yapılır. Ad hominem, mantıksal bir safsata kabul edilir.

Etimolojik olarak Ad hominem kavramı birebir çevrildiğinde “kişiye” anlamına gelir.

Kişi karalama safsatası Saldırı safsataları türünde bir safsatadır. Saldırı safsataları Kişi Karalama Safsatası, Niteliksel Kişi Karalama Safsatası, Sen de Safsatası ve Önyargı OIuşturma (Dolduruşa Getirme) Safsatası olarak dört başlık altında sınıflandırılır.

İnsan Karalama Safsatası (Argumentum Ad Hominem)

Bir önerinin reddedilmesini sağlamak için, önerinin kendisi yerine öneriyi yapan kişinin karakteri ya da hareketleriyle ilişkilendirip tartışma konusu yapmak.

Bu safsataya örnek verecek olursak; “Tanrının olmadığını mı tartışıyorsun? Sen bir delisin.” ve “Senin müdür hakkında söylediklerini duydum. Nankör adam, sen müdürün o kadar ekmeğini yedin.” ifadelerini söyleyebiliriz.

Niteliksel Kişi Karalama Safsatası (Circumstantial Ad Hominem)

Bir önerinin reddedilmesini sağlamak için, önerinin kendisi yerine öneriyi yapan kişinin etnik kökeni, politik tutumu, dini görüşü gibi niteliklerine saldırmak

“Başkan bu konuda haklı olamaz. Çünkü kanının son damlasına kadar liberal.” ile “Onun önerisini kabul edemeyiz, çünkü o karşı partiden.” sözleri, bu safsata türüne örnek olabilir.

Sen de Safsatası (Ad Hominem Tu Quoque)

Bir kişinin iddiası ya da söyledikleri hareketleriyle çelişiyor diye iddianın yanlış olduğu savı.

“Vergi gelirlerinin yeni spor salonu için kullanılmasına karşı olmanız makul bir tutum değil. Yeni senfoni binası için lehte oy kullanmıştınız ve onun maliyeti de vergi gelirleriyle karşılanmıştı.”

“Bize o kadar sigara içmeyin zararlıdır diyorsun ama sen de içiyorsun.” sözü buna bir örnek olabilir.

Önyargı Oluşturma Safsatası (Poisoning The Well)

Dolduruşa getirme safsatası da denilir. İnsan Karalama Safsatasının bir alt türüdür: Bir insan hakkında önceden olumsuz bilgiler (doğru ya da yanlış) verilerek, onun söyleyeceklerini gözden düşürme ve önyargı oluşturma şeklinde olur.

Son olarak; “Biz onun cemaziyel evvelini biliriz.” ve “Hasan ünlü bir avukat olmuş, öyle mi? Ayol, o iki lâfı bir araya getiremezdi.” sözleri de bu safsata türüne örnek olarak vererek yazımızı tamamlayalım.

Günümüzde televizyonlarda yayınlanan tartışma programlarını, hatta kendi aramızda yaptığımız tartışmaları düşünürsek aslında ne kadar yanlış yaptığımızı görmüş oluyoruz. Bu haliyle giriştiğimiz tartışmalar; bildiğini iyileştirme, bilmediğini öğrenme işlevinden ziyade, Freud’un tabiriyle şahlanmış bir at üzerindeki şövalye gibi egolarımızı tatmin ettiğimiz söylencelerden öteye gidemeyecektir.

You may also like...

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir