Ayn Rand’ın yeni entelektüeller için tavsiyeleri

Rus filozof Ayn Rand’ın, 1961 yılında yayınlanan Yeni Entelektüel İçin kitabı için yaptığı röportajdan bana düşenler.

Kurduğu objektivizm felsefesi ve yazdığı Yaşamak İstiyorum, Ben, Hayatın Kaynağı ve Atlas Silkindi kitapları ve objektivizm felsefesiyle tanınan filozof-yazar Ayn Rand’ın felsefesi ve kitapları, kendi bireycilik, rasyonel bencillik ve kapitalizm mefhumlarını vurgular.

Bugün, Rand’ın 1961 yılında yayınlanan Yeni Entelektüel İçin kitabı için Michigan Üniversitesi kanalında yapılan bir röportajı ele alacağız. Bellek transferi üzerine yaptığı araştırmalarla bilinen ve birkaç bilim kurgu kısa öyküsü de yayınlanmış, Amerikalı bir biyolog ve hayvan psikoloğu olan James V. McConnell’ın yaptığı röportajda Ayn Rand; Aristoteles’i, Kant’ı, kapitalizmi ve entelektüelliği ele alıyor.

Rönesans’tan sonra yükselen entelektüel düşüncenin, Kant’la birlikte nasıl mistisizme yöneldiğini ve bundan sonra birçok insanın düşüncelerinin aslında Büyücü Doktorlar dediği kişiler tarafından yönetildiğini, anlık ve şiddetli olan inanca dayalı bu fikirlerini de bu doktorlar üzerinden nasıl doğruladığını tarihi örneklerle açıklıyor.

“Yeni bir felsefe edinmek uzun bir süreçtir ve eğer biri bu meseleyi ciddiye alıp da Yeni Entelektüel olmak istiyorsa uygarlığın asgari temeli olarak adlandırdığım iki öncülü kabul ederek işe başlamalıdır. Bunlar aksiyom değillerdir, fakat kişi bunları kendine kanıtlamalı, kendini buna ikna etmelidir. Ondan sonra zihni, felsefenin devamını veya diğer sorunlarını düşünmekte özgür olacaktır. Ancak önce iki şey vardır ki, ilerlemeden önce bunu kendince tanımlamalıdır kişi: Aklın duygularla ilişkisi ve insanlar arasındaki cebrin kötülüğü.” diyen Rand;

İlk öncülü, yani aklın duygularla ilişkisini; “Entelektüel olmak isteyen bir kişinin düşüncesini ve muhakemesini duygulardan, arzulardan, umutlardan, korkulardan ve heveslerden nasıl ayırt edeceğini öğrenmesi gerektiği anlamına gelir. Kişi, hislerinin ve duygularının biliş aracı olmadığını, duygularının öncüllerinin ürünü olduğunu, bunların gerçeklik için kılavuz olmadığını, bilgi ve algı biçimi olmadığını öğrenmelidir. Bu nedenle, entelektüel olmak isteyen bir insanın kabul etmesi gereken ilk şey, insanın akıl tarafından yönlendirilmesi gerektiği gerçeğini ve yalnızca akıl temelinde diğer insanlara yaklaşıp onlarla tartışabileceğini, işbirliği yapabileceğini veya onlarla hareket edip başa çıkabileceğini tam olarak anlamaktır. Duygu temelinde kaldıkça, kör bir güce başvurmak durumunda kalacaktır çünkü duygular irrasyonel veya kanıtlanamazdır. Duygularına göre hareket eden iki kişinin iletişim yolu yok demektir. Duyguların yeri doğru tayin edildiğinde, yani aklın öncüsü değil de neticesi olduğu kabul edildiğinde insanların ortak bir kelime dağarcığı, ortak bir anlayış aracı ve ortak bir referans ve hakem çerçevesi olur ki bu da gerçektir.” şeklinde tanımlıyor.

İkinci unsur olan cebri ise bir entelektüelin kabul etmesi gereken temel bir sosyal-ahlaki ilke olarak tanımlayarak; “Hiç kimse bir başkasını zorlamak için fiziksel güç uygulama hakkına sahip değildir. Hiçbir bireyin böyle bir hakkı yoktur. Uygarlığın asgari temelini kabul edecek olanlar, günümüz entelektüel boşluğundaki geniş açık alanlarda yeni bir kültür inşa etme yolunda ilk adımı atmış olacaklardır.” diye devam ediyor.

Kendini ne önce edebiyat ne de önce filozof olarak görmeyen, ikisi, ayrılmaz bir bütün olarak önceleyen Rus yazar; eski çağlardan bu yana kullanılan; “Kral öldü, yaşasın yeni Kral.” sloganından yola çıkarak gelecek için; “Entelektüeller öldü, yaşasın yeni entelektüeller!” diyerek bu onurlu unvanın bir zamanlar ifade ettiği sorumluluğu yerine getirmeye ancak bu şekilde devam edebileceğimizi ifade ediyor.

Bu efsanevi ufuk turunu izlemenizi kesinlikle tavsiye ederken; röportajı, çevirisiyle bize kazandıran Ümid Gurbanov’a da teşekkür ederek bitirelim. Röportajın tamamını, aşağıdan izleyebilirsiniz.

You may also like...

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir