Tasavvufun Üç Büyük Sırrı – Hamdi Kalyoncu

Psikiyatri eksenli araştırma ve inceleme kitapları yazmış olan ve geçtiğimiz yıl kaybettiğimiz, psikiyatri uzmanı Hamdi Kalyoncu’nun bir tasavvuf eleştirisi olan Tasavvuf’un Üç Büyük Sırrı kitabına başladım.

Veli kelimesi dost anlamına gelir ve Allah’ın kulları ile dost olduğu, müminlerin ve kafirlerin birbirleriyle dost oldukları, kadın ve erkeğin birbirinin dostu olduğu Kuran’da vurgulanır. Hal böyleyken, velinin çoğulu olan evliya kavramı ise dönüştürülüp belli başlı kimselere atfedilir hale gelmiştir.

Aslında herşey, “Levlake” hadisiyle başlıyor. “Ya Muhammed, sen olmasaydın kainatı yaratmazdım.” mealindeki hadisten hareketle farklı bir yaratılış inancı gelişiyor. Yani Allah-u Teala, kendiliğinden, sebepsiz yere değil, Nur-ı Muhammedi gibi zorlayıcı bir sebeple yaratıyor kainatı. Bu nur, Hazreti Peygamberden sonra gelenlerle birlikte aktarılarak evliyalarla devam ediyor.

Her şeyin aslında bir olduğu Vahdet-i Vücud inanışı ile Hz. İsa’nın öğretileri (İncil’deki anlatıma göre) arasında çok benzerlikler var. Sadece bir örnek verelim: “Beni görmüş olan, babayı görmüş olur. … Ben babayım, baba bendedir.” (Yuhanna, 14/8-11)

Tasavvuf’un Üç Büyük Sırrı

✔ Naz Makamı
✔ Ene’l Hak
✔ Levh-i Mahfuz

Naz Makamı, Hakikat-i Muhammediye ismi verilen ve Hazreti Peygamberin şahsiyetinden bağımsız olan, ondan önceki peygamberlerle gelen ve ondan sonraki evliyaların bulunduğu makamdır. Bu makamda bir zamanda sadece bir kişi bulunuyor ve bu kişiye Kutb’ul Aktab ismi veriliyor.

Fenafillah, yani Allah’ta yok olmak, tasavvufun en uç noktasıdır. Kişi, muhadara, mükaşefe ve müşahede aşamalarından geçerek fenafillaha ulaşır ve artık o Allah’ın tüm vasıflarını üzerinde taşımaktadır. Ünlü sufilerden Hallac-ı Mansur, bu durumu “Ene’l Hak” yani ben Hakk’ım, Bayezid-i Bistami ise, “Cübbemin altında Allah var.” diyerek gösterirler.

İlk seviye, zikirle elde edilir. Zakir, o kadar çok zikir çeker ki artık kalp tamamen zikirle dolar. Sonra ikinci aşamaya geçilir. Artık Allah ile aradaki perde kalkmış ve gayb ortaya çıkmıştır. İbn-i Arabi, Celaleddin-i Rumi, Said Nursi gibi mutasavvıfların; “Ben yazmadım, bana yazdırıldı, inzal oldu, indirildi.” gibi sözlerini bu aşamanın tezahürü olarak görebiliriz. Ve nihayet son aşamada artık eşyada Allah’ı görme seviyesine ulaşılır. Bu aşamada insanın kalbinden geçenleri bilir, öteki dünyaya geçen ruhları görür, gelecekten bilgi alır. Artık onun yaptığı her şey Allah’ın yaptığıdır. Eğer, gavs bununla yetinmeyip zikre devam ederse artık bitkiler, hayvanlar ve tüm insanlar ona vakıf olur. Ona boyun eğer ve tabi olur. Heyhat, Cennet bile artık onun emrine girer.

Tasavvuf ehlinin fenafillaha ulaşmak için geçeceği aşamalara Seyri Süluk denir ve üç duraktan oluşur. Birinci durakta sufi, bütün işlerin Allah’tan olduğunu görür. Artık, hayır-şer, iyi-kötü yoktur, hepsi birdir. İkinci durakta ise bu işleri gören Tanrı’nın sıfatlarının da bir olduğuna vakıf olunur. Böylece vahdeti vücuda doğru bir adım daha atılmış olur. Üçüncü ve son durakta herşeyin bir olduğunun farkına varılır. Artık, Allah, insan ve kainat hepsi aslında birdir.

Tasavvufta en üst mertebeye ulaşmak için çilenin önemi çok büyük. İşte sufinin seyri sülukunda gerçekleştirdiği bazı çile uygulamaları;

✔ Aç Kalmak
✔ Kendine Helali Haram Kılmak
✔ Sefih Bir Hayat Sürme
✔ Kendi Kendini Aşağılama
✔ İbadeti Çileleştirme
✔ Tedaviye Direnme

İnanç dünyasında azımsanmayacak derecede müntesibi olan Hızır inancı ve Mehdilik iddiasının da tasavvuf felsefesinin bir tezahürü olduğunu söyleyerek konuyu tamamlayalım.

Son söz olarak kendi görüşümü de belirterek yazıyı tamamlamak istiyorum. Tasavvuf denilince akla ilk gelen masumane algıdan öte gerçekte tasavvufun Kuran’la taban tabana zıt olduğunu görüyoruz. Dolayısıyla düşünce dünyası ve hayatını Kuran-ı Kerim’e göre şekillendirmeye çalışan bir insan olarak böyle bir anlayışı kabul etmem mümkün değildir. Buna delil olarak bir çok ayet sayılabilir ancak çok uzatmamak için detaya girmiyorum. Tüm bu detaylar kitapta fazlasıyla var. Tasavvufun iç yüzünü öğrenmek isteyenler için şiddetle tavsiye ediyorum.

You may also like...

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.