Panoptikon’dan Kartal Göz’e Büyük Birader’in gözetleme ve yönlendirme serüveni

Jeremy Bentham’ın 1785’te tasarladığı Panoptikon’dan George Orwell’ın Büyük Birader’ine, oradan da Kartal Göz’e üst aklın gözetleme ve yönlendirme serüveni.

Uzun yıllardır sinemayı, özellikle yapımların felsefik açılımlarını yakından takip eden birisi olarak yine bir filmde adını duyduğum Panoptikon kavramını araştırırken değişik bir aydınlanma yaşadım. Sizinle paylaşmak istediğim bu aydınlanmada, 18. yüzyıldan günümüze, hatta geleceğe uzanan üst aklın gözetleme ve yönlendirme çabasına üç örnek üzerinden bir bakış atacağız.

Panoptikon, İngiliz filozof ve toplum kuramcısı Jeremy Bentham’ın 1785 yılında tasarlamış olduğu hapishane inşa modelidir. Tasarımın konsepti gözetlemeye izin verir. Şöyle ki; bütünü (pan-) gözlemlemek (-opticon) anlamına gelen bu tasarım birkaç katlık tek odalı hücrelerden oluşan bir halka üzerine kuruluydu. Her hücre bu halkanın iç kısmına açıktı ve halkanın dış cephesindeki duvarda birer pencere vardı. Halkanın ortasında mahpuslardan tamamen saklanmış konumdaki gözlemcilerin kaldığı bir nöbet kulesi yer almaktaydı.

Panoptikon’un temelinde yatan ilke, tek odalı hücrenin içindeki sakine saklanacak hiçbir yer bırakmaması, buna karşılık dış cephedeki duvarın penceresinden gelen dış ışığın kuledeki nöbetçilere mahpusun her hareketinin bir silüetini izleme olanağını sağlamasıydı. Bentham’ın yaklaşımına göre, gözlemlenen her yanlış davranışının ceza getireceğini bilen, ama davranışlarının aslında ne zaman gözlemlendiğini bilmeyen mahpusun, aklını başına toplayarak her zaman izleniyormuşçasına davranmaktan başka seçeneği yoktu. Böylece mahkûm bizzat kendi hareketlerini kollamak durumunda kalacaktı.

Bentham, Panoptikon’u “bir üst aklın, gücü elde etmesinin yeni bir modeli” olarak ifade etmiştir.

1785 yılında tasarlanmış bu fikir, aradan iki asır geçtikten sonra George Orwell tarafından kaleme alınmış alegorik bir politik roman olan 1984’te (Bin Dokuz Yüz Seksen Dört) karşımıza çıkıyor.

Romanın distopik dünyasında totaliter bir merkezi tek partinin yönetiminde korku, propaganda ve beyin yıkama ile halk ve hayatı manipüle edilmektedir. Roman daha sonra ünlenecek Büyük Birader ve Düşünce Polisi gibi kavramları içermektedir. 20. yüzyılın en etkili romanlarından biri olmasının yanı sıra satış anlamında da çok başarılı olmuştur.

Aradan neredeyse 1 asır daha geçtikten sonra bu sefer Hollywood bu mefhumu ele alarak; Kartal Göz (Eagle Eye) (2008) ve Person of Interest (2011 – 2016) gibi yapımlarla izleyicilerine sundu. Her iki yapımda da insanları tercihleri dışında izleyen ve onları yönlendiren bir üst akılın varlığı aynı Orwell’ın Büyük Birader ve Düşünce Polisi gibi Jeremy Bentham’ın Panoptikon’undaki gibi karşımıza çıkmaktadır.

21. yüzyılın henüz ilk çeyreğini tamamlamadığımız şu günlerde gelinen bu teknolojik gelişimi göz önünde bulundurursak, son çeyrekte nelerle karşı karşıya olabileceğimizi düşünmek dahi istemiyorum. Özellikle son iki yıldır Covid-19 pandemisi sürecinde yaşadığımız tam kapanma tecrübeleri, bana; bizi distopik bir geleceğin beklediğinin kanıtı gibi geliyor. Umarım, insanlık, bu güne kadar her dönemeçte olduğu gibi bu tarihi değişim ve dönüşüm sürecinde de iyiye doğru bir çıkış yolu bulabilir.

You may also like...

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.