Hz. Peygamberin, Ukaz panayırında dinlediği şiir

Bugün, Hz. Peygamberin nübüvvetinden önce İyad kabilesinden Kuss b. Saide’nin Ukaz panayırında okuduğu şiirden bahsedeceğiz.

İyad kabilesinin önde gelenlerinden Kuss b. Saide yazdığı şiiri, Ukaz panayırında okumaktadır. Şiiri dinleyenler arasında, hazreti peygamber de vardır. Hz. Muhammed, henüz peygamber olmamıştır ve arkadaşı, yoldaşı Ebu Bekir ile birlikte bu mistik bir şiir niteliğindeki hutbeyi dinlemektedir.

Bu şiir/hutbede gelecekte yeni bir din ve yeni bir peygamber geleceği söylenmekte ve övülmektedir. Metin, öyle bir metin ki; geçmiş kavimlerden, ölüm ve ötesinden bahseden hatta neredeyse İhlas Suresi’ne benzer ifadeler içeren bir metin.

Ey insanlar! Geliniz, dinleyiniz, belleyiniz! İbret alınız!

Yaşayan ölür, ölen fena bulur! Olacak neyse olur.

Yağmur yağar, otlar biter; çocuklar doğar, annelerinin ve babalarının yerini alır. Derken, hepsi ölüp gider!

Hadiselerin ardı arkası kesilmez; hepsi birbirini kovalar.

Kulak tutunuz, dikkat kesiliniz; gökte haber, yerde ibret alınacak şeyler var.

Yeryüzü bir büyük dîvan, gökyüzü yük­sek bir tavan.

Yıldızlar yürür, denizler du­rur. Gelen kalmaz, giden gelmez.

Acaba vardıkları yerden hoşnut olup da mı kalıyorlar? Yoksa, orada kalıp da uykuya mı dalıyorlar?

Yemin ederim, yemin ederim ki Allah’ın indinde bir din vardır ki şimdi içinde bulunduğunuz dinden daha sevgilidir!

Ve Allah’ın gelecek bir peygamberi vardır ki gelmesi pek yakındır. Gölgesi başınızın üstüne geldi!

Ne mutlu o kimseye ki ona iman eder; o da kendisine hidayet eyleye!

Yazıklar olsun, ona isyan ve muhalefet edecek bedbahta! Yazıklar olsun, ömürleri gafletle geçen ümmetlere!

Ey insanlar! Hani ya babalar, dedeler, atalar? Nerede soy sop?

Hani o süslü saraylar ve mermer binalar yükselten Âd ve Semûd kavimleri?

Hani ya, dünya varlığından gururlanıp da kavmine, ‘Ben sizin en büyük Rabbiniz değil miyim? diyen Firavun’la Nemrud?

Onlar, zenginlikçe, kuvvet ve kudretçe siz­den çok daha üstün idiler. Ne oldular?

Bu yer, onları değirmeninde öğüttü, toz etti, dağıttı. Kemikleri bile çürüyüp dağıldı. Evleri yıkılıp ıssız kaldı.

Yerlerini yurtlarını şimdi köpekler şenlendiriyor. Sakın, onlar gibi gaflete düşmeyin, on­ların yolundan gitmeyin!

Her şey fanidir; bâkî olan, ancak Allah’tır.

Ki O, birdir, şeriki ve nâziri yoktur! İbâdet edilecek, ancak O’dur. Doğmamış ve do­ğurmamıştır!

Evvel gelip geçenlerde, bize ibret alacak şey çoktur!

Ölüm bir ırmaktır. Girecek yerleri çok, ama çıkacak yeri yoktur!

Büyük küçük hep göçüp gidi­yor! Giden geri gelmiyor! Kat’î bildim ki herkese olan, size ve bana da olacaktır.

(Beyhakî, Kitâbü’z-Zühd, II, 264; İbn-i Kesîr, el-Bidâye, II, 234-241; Heysemî, IX, 418)

İbn-i Kesir’in, el-Bidâye adlı eserinden öğrendiğimize göre Rasülullah bri gün ashabına; “Kuss bin Sâide’nin, Ukâz Panayırı’nda deve üzerinde: «Yaşayan ölür, ölen fenâ bulur, olacak olur!» diyerek hutbe okuduğu hiç hatırımdan çıkmaz. Bu hutbeyi okuyabilecek kimse var mı?” buyurdular. Orada bulunan Ebû Bekir: “Yâ Rasûlallâh, o gün ben de oradaydım, söylediklerinin hepsi ezberimdedir.” dediğini ve hutbeyi baştan sona okuyor.

You may also like...

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.