Efendilik kompleksi ve köy monografileri

Bugün, Türk sosyolojisi içerisinde önemli bir yer tutan erken dönem köy monografilerini inceleyip bir örnek olarak efendilik kompleksi üzerinde duracağız.

Türk sosyolojisinde Erken Cumhuriyet Döneminde akademi dışında Türk sosyolojisi ve düşüncesinin temel konusu olan Türk modernleşmesi ve Türk Devrimi spekülatif olarak tartışılırken, akademi içi aydınlar Türk Devrimi sonrası Türk toplumunun nasıl değiştiğine dair alan çalışmaları ile nitel ve nicel veriye dayalı köy monografileri yapmaya başlamışlardır.

1940 yılından itibaren gerek İstanbul gerek Ankara kökenli sosyologların hızla köy monografilerine yöneldikleri dikkat çekmektedir. Niyazi Berkes (1942), Hilmi Ziya Ülken (1943) çalışmalarının ardı sıra Behice Boran (1945) ve İbrahim Yasa’nın (1955) köy monografileri peş peşe yayımlanmıştır. Neticede bu Türk sosyolojisinin beş büyük sosyoloğu 1940-45 arasında Türkiye’de Toplumsal Yapı ve Değişme alanında Mehmet Ali Şevki Bey’in “Kurna Köyü” araştırması ile başlattığı köy monografisi tarzı araştırma anlayışının gelişimine katkı sağlamışlardır.

1940 yılından itibaren gerek İstanbul gerek Ankara kökenli sosyologların hızla köy monografilerine yöneldikleri dikkat çekmektedir.

Berkes aynı zamanda, köy içinde kutsal olmayan zanaatkârlık gibi işlerin köyün yerlisi olmayanlar tarafından ifa edildiğine dikkat çeker.

İbrahim Yasa’nın çalışmalarında “efendilik kompleksi” denilen Türk toplumundaki bir eğilime paralel şekilde Osmanlı’dan bu yana Türk-Müslüman nüfusun ya çiftçi ya da asker-memur olmasına paralel olarak zanaatkârlıktan uzak durma eğiliminin 1940’larda halâ Cumhuriyet Türkiye’sinde yaşadığı anlaşılmaktadır. Üretim araçlarının değişimi ile sosyal değişim arasında kurulan Marksist sosyolojik bağ itibariyle köy monografilerinde rastlanır.

Eğer bu bilgiler ilginizi çektiyse; eserlerinde genellikle İşçi yaşamını ve toplumsal sorunları dile getiren Amerikalı gerçekçi yazar John Steinbeck‘ın Gazap Üzümleri ile Fareler ve İnsanlar kitaplarını okumanızı tavsiye ederim. Ne kadar üzücü de olsa kitap okumaktan hoşlanmıyorsanız o zaman kitapların film uyarlamalarını izleyerek konu hakkında bir fikir edinebilirsiniz.

You may also like...

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.