1 Kuruşun Hesabını Verenler

Bugün, Türkiye’nin ilk kadın pilotlarından, Mustafa Kemal Atatürk’ün sekiz manevî evladından birisi olan Sabiha Gökçen’in çok çarpıcı bir anısını paylaşmak istiyorum.

Gökçen, 1982 yılında Türk Hava Kurumu Yayınlarından çıkan, Atatürk’ün İzinde Bir Ömür Böyle Geçti kitabında; Atatürk ve İsmet İnönü arasında geçen 1 kuruşun (40 para) bile hesabını verenlerin hikayesini anlatıyor.

Devletin kasasından milyarlarca liranın sorgusuz, sualsiz, kontrolsüz bir şekilde harcandığı şu günlerde bu anının benim gibi sizi de çok etkileyeceğini düşünüyorum. Umarım, ulus olarak yakın zamanda tekrar bu bilince ulaşarak medeniyet sahnesinde hak ettiğimiz yeri alırız.

Şimdi isterseniz gelin bu muhteşem olayı Sabiha Gökçen’in ağzından dinleyelim:

Bir gün, hiç unutmam, İsmet Paşa köşke hem çok yorgun, hem de çok sinirli gelmişti. Oysa, çoğu kez sinirlerine hakim olmasını herkesten iyi bilirdi. Şöyle bir yorgunluk kahvesi aldıktan sonra Gazi:

“Hayır ola İsmet” dedi. “Sende bir fevkaladelik var bugün. Ne oldu? Neye sinirlendin?”

İnönü yumuşamıştı. Gülümsemeye çalışarak:

“Türk Hava Kurumu’nun Genel Yönetim Kurulu Toplantısı vardı da.” dedi.

Gazi üsteledi:

“Eee, ne olmuş varsa?”

“Fuat Bey’i epey terlettim. İstifaya filan kalktı.”

“Çalışkan çocuktur Fuat. Cemiyeti de diğer milletvekili arkadaşları ile iyi yönetiyor.”

“Bunlara bir diyeceğim yok. Fakat canımı sıkan bir husus oldu.”

“Neymiş o?”

“Hesaplarda kırk para oynuyor!”

“Kırk para. Yani bir kuruş.”

“Evet. Toplantıya sabah onda girdik, saat on yediyi geçiyordu çıktık. Daha önceki toplantıda dikkatimi çekmişti. Bu bir kuruşun nereye gittiğini öğrensinler diye talimat vermiştim. Bulamamışlar. Bugünü de onunla geçirdik. Fuat Bey’in hassasiyetini anlıyorum ama, milletimiz ondan daha hassastır. Verdiği paranın nereye gittiğini behemehâl bilmek ister. İstifa bu gibi hallerde en kolay çıkar yoldur. Ama kimseyi rahatlatmaz. Hatta söylentilere bile neden olur. Yurttaş bu parayı Türk Hava Kurumu yükselsin diye veriyor.”

Gazi Paşa gülümsedi:

“Demek mesele bu. Kırk paranın hesabı seni bu kadar yorup üzdü. Tam adamını bulup bunların başına getirmişim. Haklısın. Kırk para günün birinde kırk lira, kırk lira da dört yüz lira olur. Bu da giderek büyür halkın ağzında. Böyle kuruluşlara olan güveni sarsar. Biz Cumhuriyeti kurarken, böyle kırk paralara çok ihtiyacımız oldu. Peki ne yaptın sonunda?”

“Muhasebeciyi çağırttım. Memurları seferber ettim. Ve kırk paranın yanlışlıkla bir başka hesaba geçirildiğini bulup çıkartırdım. Bundan sonra da bu gibi hataları affetmeyeceğimi söyledim kendilerine. Bizim milletimiz gerçekten de elindekini avucundakini verir. Hiçbir ulus Türk ulusu kadar cömert değildir. Ama verdiğin doğru dürüst yerlere sarf edildiğini görmek ister. Hem de buna inanmak ister. Türk Hava Kurumu’nun halktan toplanan paralarla uçaklar alıp askeriyeye hediye etmesinden duyulan memnuniyet büyüktür. Bu güzel havayı ne kırk para uğruna, ne de yüz para uğruna bozmaya kimsenin hakkı olmasa gerekir.”

Evet evet. Bu benim yakından tanık olduğum bir konuşma, bir olaydır. Türk Hava Kurumu’nun kırk parası uğruna harcanan emek ve zamanı belgeleyen kutsal bir olay.

Şayet ülke ve bazı müesseseler bugüne kadar sarsılmadan, alın aklığı ile gelebilmişlerse hep bu Kırk Para’nın hesabı sorulduğu, milletin parası üzerine titrendiği için gelinebilmiştir kanısındayım. Onlar bir başka devlet adamlarıydı.

Kaynak : Atatürk’ün İzinde Bir Ömür Böyle Geçti, Türk Hava Kurumu Yayını – 1982
Alıntı : @KabacHatun

You may also like...

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.