Türk tarihinin kadim kelimesi boz

Bugün, bozkurt, bozayı, bozkır ve bozarma gibi çok kullandığımız ifadelerde geçen boz kelimesinin ne olduğunu anlamaya çalışacağız.

Geçen günlerde paylaştığım Refik Saydam Hıfzısıhha Enstitüsü yazısının başlığını “Bozkırın ortasında…” diye atmıştım. O zaman aklıma geldi boz kelimesinin anlamı ve kelime kökeni.

Öncelikle kaynaklarda boz kelimesinin nasıl geçtiğiniz bakalım isterseniz. Elimizde bulunan en eski kaynaklardan birisi olan Orhun Yazıtları’nda (735) boz kelimesi; alaca, bulanık renkli olarak geçiyor.

Türk Dil Kurumu’nun (TDK) tarama sözlüğünde ise bozarmak kelimesinin 1500 yılından önce kırlaşmak, rengi bulanmak, şeklinde geçtiği ve “gördüm kim beŋzi bozarmış korku ile, katı ağlar” örneği ile görülüyor.

Son olarak boz kelimesinin geçtiği 1520 yılında yayınlanan I. Selim Kanunnamesi’nde nasıl geçtiğine bakalım. “amma bir hatun kişi sabıktan bir tarik ile yer tasarruf éder olsa boz komayub öşrün ve rüsumun sahi-i timara eda étdikten sonra” örneği ile aktarılan kelime; işlenmeyen arazi, bozkır manasında kullanılmış.

Sonuç olarak boz kelimesinin, kaynaklarda; alaca, bulanık renkli, kırlaşmak, rengi bulanmak, işlenmeyen arazi, bozkır manalarında kullanıldığı görülmekte.

Tabi birde Türk milletinin sembolü haline gelmiş ve çeşitli siyasi partiler ve sivil toplum örgütleri tarafından da tarafından simge olarak kullanılmış kurt simgesinin Orta Asya bozkırlarından (steplerinden) gelmesi ve boz kelimesinin hem bir coğrafya hem de o coğrafya üzerinde yaşayan bir hayvan için kullanılması Türk tarihi açısından da gerçekten çok etkileyici örneklerden birisidir.

Bu vesileyle, sevgili dostum İbrahim BOZ’a da selamlarımı ileterek bitirmiş olayım. Soyadının tarihi kaynaklarda nasıl kullanıldığını görmüş olur.

You may also like...

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir