Rüzgârı Dizginleyen Çocuk

Bugün beni çok etkileyen, sizi de etkileyeceğini umduğum gerçek bir olaydan uyarlanan, yokluk içinde yaşayan mucit bir çocuğun hazin hikayesini anlatacağım.

The Boy Who Harnessed the Wind, 2019 Birleşik Krallık yapımı dramatik filmdir. 12 Yıllık Esaret (2013), 2012 (2019), Doktor Strange (2016), Marslı (2015), Gizemli Gerçek (2015) gibi meşhur filmlerde canlandırdığı oyunculuğu ile tanıdığımız Chiwetel Ejiofor’un yazdığı ve yönettiği yapım William Kamkwamba adlı bir Malavili mucidin başından geçen olayları konu alan gerçek bir hikayedir. 2019 Sundance Film Festivali’nde gösterime giren filmin dağıtımı Netflix tarafından üstlenilmiştir.

William Kamkwamba bir Malavi mucidi ve yazarıdır. Kasungu’nun 32 km doğusundaki Wimbe’deki evinde mavi sakız ağaçları, bisiklet parçaları ve yerel bir hurdalıkta toplanan materyalleri kullanarak ailesinin Wimbe’deki birden fazla elektrikli cihaza güç sağlamak için bir rüzgar türbini kurduğu zaman ülkesinde ün kazandı.

Malavi ya da resmî adı ile Malavi Cumhuriyeti (Republic of Malawi, Chewa dili:Dziko la Malaŵi), Afrika kıtasının güneydoğu bölümünde yer alan ve denize kıyısı bulunmayan bir kara ülkesidir. Ülke 6 Temmuz 1964 tarihinde Birleşik Krallık’tan bağımsızlığını kazanmıştır. Ülkenin başkenti Lilongwe’dir.

Çiftçilikten başka geçim kaynağı olmayan, çoğunun arazi sahibi bile olmadığı fakir bir afrika kasabasında yaşanan hayat mücadelesinin yer aldığı film, adem-i merkeziyet odaklı bir politik eleştiri.

Topraklarınıza sahip çıkarak, kazandığınız üç kuruşluk parayı da çocuklarınızın eğitimi için harcayıp, sefil halde yaşamak mı istersiniz yoksa tüm varlığınızı satıp refah yaşamak mı? Cevabı, belki de dünyada milyonlarca takipçisi olan kadim ideolojilerin sorgulandığı bu filmde bulacaksınız.

Ailenin olaylara bakış açısı itibariyle, skolastik felsefe ile determinizm arasındaki farkı ortaya koyan bir yapım olması hasebiyle filme, bilimsel (sosyal bilimler) bir eleştiride diyebiliriz.

Elektriğin olmadığı, kurak Afrika kırsalında, sürekli biten pillerden muzdarip bir toplumda, bisiklet lambasının çalışma prensibini anlayan, bir şeyleri tamir etmeyi çok seven bir lise öğrencisinin bu soruna çare bulma çabası.

Dinamo, hareket enerjisini içindeki mıknatıs ve bobin sayesinde elektrik enerjisine dönüştüren bir araçtır. Dinamoyu bulan kişi “Michael Faraday”, Elektromanyetik kuramları keşfetti, bir buhar makinesi ile bakır bir plakayı bir mıknatısın yarattığı manyetik alan içinde döndürerek elektrik üretti.

Eğitimin paralı olduğu ülkede, ailesinin okul taksidini ödeyememesi sonucu gizlice fen dersine girmeye ve kütüphanede araştırma yapmaya devam eden William, bir gün derse müdürün girmesi üzerine okuldan atılıyor. Kütüphanede bulduğu, Enerjiyi Kullanmak (Using Energy) adlı bir kitapdan öğrendiklerini uygulamak için çok uğraşıyor.

İyice zorlaşan yaşam savaşı, kıtlığın baş göstermesiyle birlikte bir iç savaşa doğru evrilmektedir. Bizim, ekmek peşinde koşmak diye tarif ettiğimiz hayatta kalma mücadelesinin aslında toplumları kontrol etmede en iyi araç olduğunu göstermesi bakımından da çok önemli bir yapım olmuş. Zira açlıkla baş başa, koyun koyuna yaşayan toplumların sağlıklı düşünmediği, refah ve ilerleme talep etmedikleri tarihi tecrübelerle sabit.

Sonunda babasını ikna eden çocuk, onun bisikletini parçalayarak bir çeşit derin kuyu pompası yaparak tarla sulamasında kullanılmasını sağlıyor.

Filmle ilgili repliklere Efsane Sözler sayfasından ulaşabileceğinizi de belirtmiş olalım.

Filmin en can alıcı diyaloğu ise, günde sadece bir sefer yemek yeme zorunda kalan ailenin, hangi öğün yiyelim tartışması yaparken isyan eden genç kız ile anne arasında geçiyor: “Sizi doyurmak için kolumu kestiğimde, benim çocuğum olduğunu anlayacaksın.”

Ailecek izlenmesi gereken, izlerken birlikte değerlendirme yapılırsa çok iyi bir eğitim vesilesi olabilecek muhteşem bir 2 saat geçirebilirsiniz.

You may also like...

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir