DeepFake ve Yapay Zeka’nın geleceği

Bugün, Türkçe’ye Derin Sahtecilik diye çevirebileceğimiz, bir yapay zeka teknolojisi olan DeepFake akımından bahsetmek istiyorum.

DeepFake en basit anlatımla, yapay zeka teknolojisini kullanarak mevcut görüntülerin manipüle edilmesi olarak tanımlanabilir. Böylece elde edilen görüntünün orijinal halinden bambaşka bir sonuç doğurması sağlanmış oluyor.

Örneğin bu işi en iyi başaran Ctrl Shift Face isimli Youtube kanalında yayınlanan bir videoda Saturday Night Live ve komedi filmlerinde canlandırdığı birçok rollerle bilinen, Amerikalı aktör, komedyen, yazar, yapımcı ve sahne oyuncusu William “Bill” Hader’ın katıldığı bir söyleşi programının görüntüsü işleniyor. Programda sunucu ile söyleşi yapan Hader, arada ünlü aktörler Tom Cruise ve Seth Rogen’in taklitlerini yapıyor. İşte bu videoyu alıp DeepFake’e tabi tutan kanal, Hader’in taklit yaptıkları sahnelerde, taklit yaptığı aktörlerin Hader’in yüzünü o aktörlerin yüzüyle değiştiriyor.

Ne var bunda, bizim Koca Kafalar ve Genç Osman’da yapıyor diyorsanız eğer yukarıda bahsettiğim video ile Al Pacino ve Arnold Schwarzenegger versiyonunu izleyin sonra devam edelim.

Tom Cruise ve Seth Rogen
Al Pacino ve Arnold Schwarzenegger

Aslında bu konuya yandaki yazıyla daha önce bir giriş yapmış ve Samsung Yapay Zeka Merkezi’nin (Samsung AI Center) fotoğrafları nasıl videolara dönüştürdüğünden ve Post-Truth (Gerçek-Ötesi) kavramından bahsetmiştik.

Kanalın kurucusu ve videoları hazırlayan Tom adındaki Slovak arkadaş Guardian gazetesine; bu tarz inandırıcı deepfake videoları yaratabilmek için çözünürlüğü yapay zeka için yeterli çözünürlükte görsellere ihtiyaç duyulduğunu söylemiş. Kanalı kurma amacını ise sahte haber ve görüntü çağının geleceği ile ilgili farkındalık yaratmak olduğunu söylüyor.

Önde gelen teknoloji yazarı Gavin Sheridan ise; “Hali hazırda kutuplaşmış ve aşırılıkların kol gezdiği sanal ekosistemde, bu teknolojinin tam olarak yerleştiğinde olabilecekleri düşünün. İnsanlar gözlerine ve kulaklarına inanmayı bırakacaklar” diyor.

Bütün bunları düşününce artık geçmiş belgelerle bir inandırıcılık kazanmanın zorlaşacağını düşünebiliriz. Zira bir müddet sonra neyin gerçek, neyin sahte olduğunu artık anlayamayacağız bile.

Bu durumda; imdadımıza yine alemlere rehber olarak gönderilen Kuran-ı Kerim yetişecektir. Allah-ü Teala, evrenselliğine aldığım nefes kadar inandığım kitabında; “Ey iman edenler! Eğer bir fasık size bir haber getirirse onun doğruluğunu araştırın. Yoksa bilmeden bir topluluğa kötülük edersiniz de sonra yaptığınıza pişman olursunuz.” (Hucurât / 6 – Diyanet Vakfı Meali) buyurmaktadır.

Yazıyı, bu akımın öncülerinden olan kanalın sloganıyla bitirelim: “İnternette gördüğünüz her şeye inanmayın.”

Süleyman ÜSTÜN

Kamu Yönetimi Mezunu, Bilişim Uzmanı, Kuran Araştırmacısı, Sinemasever ve Sosyoloji Öğrencisi.

You may also like...

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir