Atiye ve Türkiye’nin kültür mirası

Son dönemin yükselen trendi, internet üzerinden gerçek zamanlı veri akışı ve video-on-demand yayın platformlarının amiral gemisi Netflix’in için ikinci yerel yapımı olan Atiye’yi bugün izledim.

Sektörün lideri olmasının, ülkelerin yerel motiflerine uygun global projeler yapması olduğunu düşündüğüm platformda daha önce de çok başarılı bulduğum Muhafız yayınlanmıştı. Aynı gizem, aksiyon ve kurgu Atiye için de sözkonusu. Atiye’nin benim için farkı ise çok meraklı olduğum antik medeniyetleri konu alması ve bunu başarıyla yapması oldu.

Jason George’un senaryosunu yazdığı, Şengül Boybaş’ın Dünyanın Uyanışı kitabından uyarlanan Ozan Açıktan’ın yönettiği, Beren Saat ve Mehmet Günsür’ün başrollerini paylaştığı serinin yapımcılığını ise Muhafız’ın da yapımcılığını üstlenen Alex Sutherland üstlenmiş.

Dizide; üç kuşak boyunca aktarılan kozmik bir bilinç ve bunun son halkası olan Atiye’nin bu bilinç seviyesine ulaşması, Türkiye’de bulunan iki önemli arkeolojik alan üzerinden anlatılmaktadır.

Bunlardan ilki Göbeklitepe. Göbeklitepe veya Göbekli Tepe, Şanlıurfa il merkezinin yaklaşık olarak 22 km kuzeydoğusunda, Örencik Köyü yakınlarında yer alan dünyanın bilinen en eski kült yapılar topluluğudur. Tarihi 12 bin yıl öncesine kadar gitmektedir. Dolayısıyla Mısır Piramitleri’nden de, İngilterede bulunan Stone Henge’den de daha eski olması ve tahminlere göre bir ibadet yeri olması dolayısıyla da bilinen tarihi alt-üst eden bir konuma sahip.

Diziyi izlemeye başladığımda ilk aklıma gelen eski medeniyetlerle ilgili Kuran ayeti oldu. Zaten antik medeniyetlere ilgim de bu ayeti okuduktan sonra başlamıştı. Yüce Allah, Kuran-ı Kerim’de şöyle buyuruyor: “Onlar, yeryüzünde gezip de kendilerinden öncekilerin âkıbetlerinin nice olduğuna bakmadılar mı? Ki onlar, kendilerinden daha güçlü idiler; yeryüzünü kazıp alt üst etmişler, onu bunların imar ettiklerinden daha çok imar etmişlerdi. Peygamberleri, onlara da nice açık deliller getirmişlerdi. Zaten Allah onlara zulmedecek değildi; fakat onlar kendi kendilerine zulmetmekteydiler.” (Rûm 30:9, Diyanet Vakfı) Hal böyle olunca, dizi benim için daha bir çekici oldu.

Hikayedeki özel güçlere sahip ilk kişi, Atiye’nün anneannesi Zühre. Zühre, Venüs gezegenidir. Halk arasında Çolpan veya Çoban Yıldızı olarak da bilinir. Güneş Sisteminde, Güneşe uzaklık bakımından ikinci sıradaki gezegen. Ayrıca Zühre, Roma Astrolojisi’nde Lucifer isimiyle bilinir. Kendi ekseni etrafında, Güneş Sistemindeki diğer tüm gezegenlerin aksi istikametinde döner. Venüs, saat yönünde dönen tek gezegendir. Venüs vurgusunu dizinin sonunda da görüyoruz.

Özel gücün Zühre’ye Huma Kuşu tarafından getirildiği ima ediliyor. Hüma kuşu (Farsça: هما / Homā), çoğu kez cennet kuşu olarak da adlandırılan, görünmeyecek şekilde çok yükseklerde dinlenmeksizin sürekli uçan, asla yere değmeyen -bazı kaynaklarda ayakları olmadığı da nakledilir- efsanevi kuş.

Seride ikinci önemli mekan ise Nemrut Dağı ve altındaki mağaralar. Nemrud, Tekvin’e göre Nuh’un torunu ve Sümer (Shinar) kralıdır. Tanah’a göre güçlü bir kişi ve yetenekli bir avcıdır. Tevrat dışı dini kaynaklara göre O Babil Kulesiile bağlantılı ve Yehova’ya karşı duran bir kraldır.

İslam kaynaklarında İbrahim’i ateşe attıran zalim bir kral olarak resmedilir ve burnuna sinek kaçarak öldüğü anlatılır. Kalıntıları Nemrut Dağı’nda bulunan Nemrut Krallığı’nda (Kommagene) Nemrut isminde bir kral bulunmaz ve krallığın isim dışında Nemrut ile bir ilgisi yoktur. Ayrıca kuruluş tarihi tek tanrılı dinlerin atası ve M.Ö 2000’li yıllarda yaşayan İbrahim peygamberden yaklaşık 1000 yıl sonradır.

Bir de yılan başlı kadın sembölü var tabi. Şahmeran (Farsça: شاهماران), İran-Pers mitolojisinde rastlanan akıllı ve iyicil olarak tanımlanan bellerinden aşağısı yılan, üstü ise insan şeklindeki Maran adı verilen, doğaüstü yaratıkların başında bulunan ve hiç yaşlanmayan, ölünce ruhunun kızına geçtiğine inanılan varlık. Adı, Farsça yılanların şahı anlamına gelen “şah-ı meran”dan gelir. Ancak, Şahmeran’a ilişkin tüm efsanevi kayıtlar ve Şahmeran efsanelerine özgü tüm betimlemelerde varlık dişidir. Şahmeran’ın Akdeniz bölgesinin Tarsus ilçesinde yaşadığına inanılır. Şahmeran’ın Ceyhan ile Misis arasındaki yılan kalede yaşadığı söyleniyorsa da, efsaneye göre Şahmeran bir yeraltı ülkesinde yılanlarıyla birlikte yaşamaktadır. Aynı isimli bir efsane Mardin yöresinde de geçer. Bu yörede Şahmeran bir resimle tasvir edilir ve Şahmeran ustaları tarafından yapılan tablolar evlerin duvarlarını süsler Şahmeran’la tanışan ilk insanın ismi bazı kaynaklarda Belkıya olarak geçerken, bazı kaynaklarda bu isim Camşab olarak değişmektedir. Kimi kaynaklarda ise Şahmeran’la ilk buluşan kişinin Lokman olduğu anlatılmaktadır.

İşte tüm bu tarihi gizemlerle süslenmiş hikaye, Amerikan yapımlarından alışık olduğumuz üzere şifreli mesajları bulma ve gizemi çözme serüvenindeki aksiyon sizi alıp götürüyor. Şifrelere Kuran ayetlerinin de dahil edilmesi ve ilgili ayetlerin de hikayeyle örtüşmesi de senaryonun kalitesini gösteren faktörler arasında sıralanabilir.

Tabi bu kadar övgüden sonra eleştirileri de yapmak durumundayım. Yerli yapımlarda hep ihtiyaç duyulan, sebebini bir türlü anlayamadığım aşırı cinsellik, maalesef bu yapımda sa söz konusu. Bir noktaya kadar, senaryo gereği olabilir ancak bu kadar abartılı sahnelere bence gerek yok. Üç-beş genci diziye çekmek için yapılıyorsa eğer yapımın kendisine zarar verdiğinin bilinmesini isterim.

Netice itibarıyla çok beğendiğim, Muhafız’dan daha iyi bulduğum ve tavsiye edeceğim bir yapım. Umarım bu nitelikte sinema filmleri de yapılır.

Süleyman ÜSTÜN

Kamu Yönetimi Mezunu, Bilişim Uzmanı, Kuran Araştırmacısı, Sinemasever ve Sosyoloji Öğrencisi.

You may also like...

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir